İzmir'in tarihi dokusuna işlemiş, asırlık bir çınar gibi ayakta duran bir sağlık kuruluşu, tam 116 yıldır kesintisiz hizmet veriyor. İzmir Limanı'na gelen gemilerdeki bulaşıcı hastalıkları kontrol altına almak amacıyla kurulan bu hastane, adeta zamanın tanığı. Balkan Savaşları'ndan verem salgınına, hatta yakın geçmişteki Kovid-19 pandemisine kadar her dönemde halk sağlığının en ön saflarında yer aldı. Yüz yılı aşkın süredir değişen isimlerine rağmen, misyonu hep aynı kaldı: salgınlarla mücadele etmek ve insanlara şifa sunmak. Bu eşsiz hastanenin, geçmişten günümüze uzanan fedakarlık ve direniş dolu hikayesi, şehrin sağlık tarihine ışık tutuyor.
İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - İzmir'de bulaşıcı hastalıklar için kurulan hastane, 116 yıldır birçok salgın sürecinde sağlık hizmeti verdi.
İzmir Belediyesi tarafından, 1910 yılında Konak ilçesinde İzmir Limanı'na gelen gemilerde bulaşıcı hastalığı tespit edilen kişilerin tecridi amacıyla 10 yataklı Emraz-ı Sariye ve İstilaiye Hastanesi oluşturuldu.
Hastane 1912-1913 yıllarındaki Balkan Savaşları döneminde, askerler ve bölgeden gelen kolera hastaları için kullanıldı, salgın hastalığa yakalananlar burada karantinaya alındı.
Hastanenin yatak sayısı 1924 yılında 50'ye çıkarıldı. Ülke genelinde 1940'lı yıllardaki verem salgınında yine önemli bir görev yüklenen hastane ek binalarla büyütüldü, verem hastaları için kullanıldı.
Verem tedavisinde ön saflarda yer alan hastanenin ismi 1946 yılında "İzmir Bulaşıcı ve Salgın Hastalıkları Devlet Hastanesi" olarak değiştirildi.
Yıllar içinde hastanede hizmet veren ana bilim dallarının sayısı artarken hastane daha çok göğüs hastalıklarını tanı ve teşhisinde görev yapmaya sürdürdü.
Hastanenin yatak sayısı 1955 yılında 575'e çıkarıldı, ismin İzmir Göğüs Hastalıkları Hastanesi oldu. İhtisas hastanesi olarak pek çok doktorun da uzmanlaşmasına katkı sunan hastanede 3'ü tarihi 22 binada sağlık hizmeti sunuluyor.
Hastaneye 2000 yılında eski sağlık bakanlarından Dr. Suat Seren'in ismi verildi, 2015 yılında Sağlık Bilimleri Üniversitesi ise afiliasyon (işbirliği) protokolü imzalanmasının ardından tıp fakültesi öğrencileri eğitim almaya başladı.
- Kovid-19'da da öne çıktı
Tarihi hastane Kovid-19 salgını sürecinde aktif görev aldı. Salgın boyunca çeşitli illerden yaklaşık 2 milyon hastaya nefes oldu.
Hastanede 2025 yılında yaklaşık 800 bin hasta tedavi gördü, göğüs cerrahisini ilgilendiren 16 bin ameliyat yapıldı.
Tarihi hastanenin başhekimlik binasında, röntgen ve solunum cihazları başta olmak geçmişte kullanılan birçok ekipman da sergileniyor.
- "Kovid-19 döneminde İzmir'in amiral gemisi"
Hastanenin başhekim yardımcısı Özgür Uslu, AA muhabirine, hastanelerinin 100 dönüm arazi üzerine kurulduğunu, 800'ü sağlık çalışanı olmak üzere toplam 1300 personelin görev yaptığını söyledi.
Hastanelerinin salgın dönemlerinde ön planda savaştığını kaydeden Uslu, şunları kaydetti:
"116 yıldır halkımıza nefes veren bir hastane. Osmanlı Devleti döneminde bulaşıcı hastalıklarla mücadele edilmiş. Orada hastanemiz ön plandaymış. Cumhuriyetin ilk kurulduğu dönemlerde verem savaş çok önemli. Hastanemiz yine müthiş bir mücadele vermiş. Sonrasında Kovid-19 döneminde İzmir'in amiral gemisi bu hastaneydi. Şu an da göğüsle ilgili olarak KOAH, astım, akciğer kanseri ve tüberküloz vakalarında bütün sağlık personelimiz canla başla mücadele vermektedir."
- "Yeni teknikler kullanılıyor"
Hastanede 40 yıldır göğüs hastalıkları uzmanı olarak görev yapan Fatma Fevziye Türksavul ise hastanelerinin yeniliklere açık olduğunu söyledi.
Sağlık Bakanlığının hastanelerine önemli yatırımlar yaptığını belirten Türksavul, "Hastanede birçok kişi uzun zamandır birlikte çalıştığım arkadaşlar. Benim için çok rahat ve güzel bir ortam. Laboratuvarlarda yeni teknikler kullanılıyor. Sadece İzmir değil, Türkiye'nin birçok kenttindeki vatandaşlara hitap ediyor." ifadelerini kullandı.
Hemşire Suzan Çiftçi ise 8 yıldır tarihi hastanede görev yaptığını anlatarak zorlukları olduğu kadar maneviyatı yüksek bir hastane olduğunu söyledi.
İzmir'de 1910 yılında Emraz-ı Sariye ve İstilaiye Hastanesi olarak kurulan ve 116 yıldır aralıksız sağlık hizmeti sunan Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Hastanesi, şehrin sağlık tarihinde önemli bir yere sahiptir. Başlangıçta limana gelen gemilerdeki bulaşıcı hastalıkları tecrit amacıyla kurulan 10 yataklı bu hastane, zamanla Balkan Savaşları'nda kolera hastalarına, 1940'lı yıllardaki verem salgınında ise binlerce hastaya umut olmuştur. Yatak kapasitesi 575'e çıkarılmış, ismi defalarca değişse de (İzmir Bulaşıcı ve Salgın Hastalıkları Devlet Hastanesi, İzmir Göğüs Hastalıkları Hastanesi), ana misyonu olan salgınlarla mücadele ve göğüs hastalıkları alanındaki ihtisaslaşmasını sürdürmüştür. 2000 yılında eski sağlık bakanlarından Dr. Suat Seren'in adını alan ve 2015'te Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile afiliasyon protokolü imzalayarak tıp fakültesi öğrencilerine eğitim imkanı sunan hastane, özellikle Kovid-19 pandemisi döneminde İzmir'in "amiral gemisi" olarak öne çıkmış, yaklaşık 2 milyon hastaya nefes olmuştur. Başhekim yardımcısı Özgür Uslu ve uzun yıllardır görev yapan uzmanlar, hastanenin sadece geçmişteki değil, günümüzdeki KOAH, astım, akciğer kanseri ve tüberküloz gibi göğüs hastalıklarıyla mücadelede de modern tekniklerle öncü rolünü vurgulamaktadır.
























