Üstün Yetenekli Çocukların Potansiyeline Engel Olan 3 Büyük Yanılgı: Uzman Uyardı!
Toplumda üstün yetenekli çocuklara dair köklü yanlış inanışlar, onların eşsiz potansiyellerini açığa çıkarmalarını engelliyor olabilir mi? Biruni Üniversitesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ayşin Kaplan Sayı, bu kritik mitlerin çocuklarımızın geleceği üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne seriyor. "Okulda her zaman başarılıdırlar", "yardıma ihtiyaçları yoktur" ve "hayatta mutlaka başarıya ulaşırlar" gibi yaygın yanılgılar, aslında ne kadar gerçeği yansıtıyor? Makalemizde, üstün yetenekli çocukların doğru eğitim ortamlarına, duygusal desteğe ve anlayışa neden bu kadar çok ihtiyaç duyduğunu ve potansiyellerinin altında başarı göstermelerinin ardındaki gerçek nedenleri keşfedeceksiniz. Bu önemli rehber niteliğindeki yazı, ailelerin, eğitimcilerin ve tüm toplumun üstün yetenekli bireylere bakış açısını değiştirecek çarpıcı bilgiler sunuyor. Onların bu dünyanın gerçek değerleri olduğunu hatırlayarak, potansiyellerini nasıl en iyi şekilde destekleyebileceğimizi öğrenmek için okumaya devam edin.
İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ayşin Kaplan Sayı, üstün yetenekli çocuklara ilişkin toplumda yaygın olan yanlış inanışların, çocukların potansiyellerini gerçekleştirmesinin önünde ciddi bir engel oluşturduğunu belirtti.
Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Sayı, üstün yetenekli çocuklara yönelik en yaygın mitlerden ilkinin "üstün yetenekli çocuklar okulda başarılıdır" düşüncesi olduğunu ifade etti.
Bu inanışın gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Sayı, üstün yetenekli çocukların yaklaşık yüzde 66'sının okulda potansiyelinin altında başarı gösterdiğine dikkati çekti.
Bu durumun temel nedeninin, çocukların özelliklerine uygun eğitim ortamlarından yoksun olmaları olduğunu belirten Sayı, bu öğrencilerin zorlayıcı, esnek ve bireysel öğrenme hızlarına duyarlı eğitim modellerine ihtiyaç duyduklarını aktardı.
Üstün yetenekli çocukların yüksek notlar ya da dışsal ödüllerle motive olmadığını vurgulayan Sayı, "Bu çocuklar için önemli olan, kendi iç standartlarına göre başarılı olmaktır. Anlamsız, tekrar eden ödevlere karşı direnç gösterebilirler. Zamanlarını verimli kullanmak isterler. Bu nedenle onları anlayan bir okul, öğretmen ve sürdürülebilir bir eğitim ekosistemi şarttır." ifadelerini kullandı.
- "Duygusal olarak desteklenmeliler"
İkinci büyük yanılgının ise "üstün yetenekli çocukların yardıma ihtiyacı yoktur" düşüncesi olduğunu belirten Sayı, bunun en riskli mitlerden biri olduğunu kaydetti.
En iyi sporcuların bile bir koça ihtiyaç duyduğunu hatırlatan Sayı, üstün yetenekli çocukların da alan bilgisi güçlü, pedagojiye hakim, yaratıcı ve idealist öğretmenlere ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Öğretmenin yalnızca bilgi aktaran değil, aynı zamanda mentörlük rolü üstlenen bir rehber olması gerektiğini belirten Sayı, bu çocukların duygusal olarak da desteklenmesinin hayati önemde olduğunu anlattı.
Sayı, üçüncü mitin ise "üstün yetenekli çocuklar hayatta mutlaka başarılı olur" algısı olduğunu belirtti.
"Üstün yetenek" etiketinin beraberinde yüksek başarı beklentisi getirdiğini vurgulayan Sayı, "Başarı yalnızca yetenekle değil, uygun eğitim, fırsatlar, ilgi, motivasyon ve duygusal destekle şekillenir. Bilimsel çalışmalar, üstün yetenekli çocuklarla diğer çocuklar arasında akademik başarı, psikolojik iyi oluş ve yaşam memnuniyeti açısından belirgin bir fark olmadığını göstermektedir." ifadelerini kullandı.
Üstün yetenekli çocukların yüksek duyarlılık, adalet duygusu ve sıra dışı düşünme özellikleri nedeniyle duygusal olarak daha kırılgan olabildiklerini belirten Sayı, çocukların farklı düşündükleri için çoğu zaman anlaşılmakta zorlandıklarını ifade etti.
Sayı, "Üstün yetenekli çocuklar ideal öğrenci değildir, doğru anlaşılmadıklarında potansiyellerinin altında kalabilirler. Üstün yetenekli çocuklar bu dünyanın değerleridir. Onları anlamak, desteklemek ve potansiyellerini ortaya koyabilecekleri ortamları oluşturmak hepimizin sorumluluğudur." değerlendirmesinde bulundu.
Bu makale, Biruni Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ayşin Kaplan Sayı'nın değerli görüşleriyle, üstün yetenekli çocukların potansiyellerini kısıtlayan üç temel yanlış inanışı detaylıca ele almaktadır. İlk olarak, "üstün yetenekli çocuklar okulda her zaman başarılıdır" mitinin aksine, bu çocukların yaklaşık yüzde 66'sının uygun eğitim ortamları eksikliği nedeniyle potansiyellerinin altında performans gösterdiği vurgulanmıştır. Onların bireysel öğrenme hızlarına duyarlı, zorlayıcı ve esnek eğitim modellerine ihtiyaç duyduğu belirtilmiştir. İkinci büyük yanılgı olan "üstün yetenekli çocukların yardıma ihtiyacı yoktur" düşüncesinin ne denli riskli olduğu açıklanmış; bu çocukların alan bilgisi güçlü öğretmenlere, mentörlüğe ve hayati duygusal desteğe ihtiyaç duyduğu ifade edilmiştir. Son olarak, "üstün yetenekli çocuklar hayatta mutlaka başarılı olur" algısının da gerçek dışı olduğu, başarının yalnızca yetenekle değil, uygun eğitim, fırsatlar, motivasyon ve duygusal destekle şekillendiği bilimsel verilerle ortaya konmuştur. Makale, üstün yetenekli çocukların yüksek duyarlılıkları ve sıra dışı düşünme biçimleri nedeniyle duygusal olarak kırılgan olabileceğini, dolayısıyla anlaşılmaya ve doğru desteklenmeye muhtaç olduklarını hatırlatarak, onların potansiyellerini ortaya çıkarmanın toplumun ortak sorumluluğu olduğunu güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Bu detaylı analiz, üstün yetenekli bireylere yönelik farkındalığı artırarak, onların geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemelerine yardımcı olmayı hedeflemektedir.