Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, vefatının 103. yıl dönümünde bir kez daha saygı ve minnetle anılıyor. O sadece bir anne değil, aynı zamanda oğlunun bağımsızlık mücadelesine ilham veren, güçlü ve fedakar bir Türk kadını portresi çizdi. Yaşamı boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen azmi ve sabrıyla öne çıkan Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal'in eğitimine verdiği büyük önemle de Türk milletinin kaderini değiştiren adımların atılmasında kilit rol oynadı. Selanik'ten İzmir'e uzanan hayat hikayesi, evlat sevgisinin, direnişin ve inancın destansı bir örneğidir. Vefatının ardından bile anıt mezarı başında her yaştan vatandaş tarafından dualarla anılan Zübeyde Hanım'ın mirası, bugün dahi yol göstermeye devam ediyor.

İZMİR (AA) - HÜSEYİN BAĞIŞ - Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, vefatının 103. yılında saygı ve minnetle anılıyor.

Güçlü karakteri, sabrı ve azmiyle Mustafa Kemal Atatürk'ü yetiştiren anne olarak tarihteki yerini alan Zübeyde Hanım, bağımsızlık mücadelesine adanmış bir Türk kadını portresi çizdi.

Zübeyde Hanım, oğlunun başlattığı bağımsızlık mücadelesine duyduğu inançla Türk kadınının direncini ve fedakarlığını simgeliyor.

Karaman'dan Rumeli'ye göç eden Yörük Türkmenlerinden bir aileye mensup Zübeyde Hanım, 1857'de Selanik'e bir saat mesafedeki Langaza'da, Sofuzade Feyzullah Efendi ile Ayşe Hanım'ın tek kız çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını ailesinin çiftliğinde geçiren Zübeyde Hanım, sınırlı eğitim imkanlarına rağmen okuma yazma öğrendi.

Genç yaşta Ali Rıza Efendi ile evlenen Zübeyde Hanım'ın Fatma, Ahmet, Ömer, Mustafa, Makbule ve Naciye adlarında 6 çocuğu oldu. Dönemin salgın hastalıkları nedeniyle Fatma, Ahmet ve Ömer'i kuşpalazı adıyla bilinen difteri, Naciye'yi ise 12 yaşında verem nedeniyle kaybetti.

Ali Rıza Efendi'nin 1890'daki vefatının ardından 33 yaşında yalnız kalan Zübeyde Hanım, bir süre çocuklarıyla Langaza'da tarımla uğraşan üvey kardeşi Hüseyin Ağa'nın çiftliğinde yaşadı, daha sonra reji memuru Ragıp Efendi ile evlendi.

- Oğlunun eğitimine büyük önem verdi

Ali Rıza Efendi'nin ölümünden sonra oğlunun eğitimine büyük önem veren Zübeyde Hanım, Mustafa'nın Selanik'te eğitimini sürdürmesini sağladı. Selanik Mülkiye Rüştiyesinden ayrılarak annesinden habersiz askeri okul sınavına giren Mustafa, sınavı kazanmasının ardından annesini ikna ederek okula kaydoldu.

Mustafa, Selanik Askeri Rüştiyesi'nde sadece kendisinin değil, ulusunun kaderini değiştirecek bir yola çıktı.

Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Sabri Bey, "Senin de adın Mustafa, benim de. Arada bir fark olmalı. Senin adının sonuna bir de Kemal koyalım." diyerek ona "Mustafa Kemal" adını verdi.

Mustafa Kemal, askeri ortaokulu üstün başarıyla tamamladıktan sonra lise eğitimine Manastır Askeri İdadisi'nde devam etti.

İstanbul'da Harp Akademisine 18 yaşında giren Mustafa Kemal, başarıyla tamamladığı akademinin ardından atamasının annesinin ikamet ettiği Selanik'e yapılmasını arzu ediyordu fakat 5. Ordunun emrinde bulunan Şam'daki 30. Süvari Alayı'nda staja başladı.

Şam'a gidecek oğlunu görmek isteyen Zübeyde Hanım, 3 günlüğüne İstanbul'a gelerek Sirkeci Garı'ndan Mustafa Kemal'i uğurladı.

Balkan Savaşları sonunda Selanik'in Osmanlı Devleti sınırları dışında kalması üzerine birçok Türk gibi Zübeyde Hanım ve kızı Makbule de İstanbul'a geldi. Selanik'te kalan Ragıp Bey ise birkaç yıl sonra vefat etti.

Beşiktaş Akaretler'deki 76 numaralı evde yaşamaya başlayan Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal'in geçirdiği "sarılık" hastalığı sonucu kör olmasından korkarak Halep'e ziyarete gitti.

Suriye Cephesi'nden 1918'de ayrılarak İstanbul'a gelen Mustafa Kemal, annesinin evine gidip Zübeyde Hanım ve kardeşi Makbule Hanım ile hasret giderdi.

Şişli'de üç katlı ev kiralayan Mustafa Kemal, yanına aldığı annesi ve kardeşine evin üçüncü katını ayırdı, kendisi de İstanbul'un en bunalımlı günlerinde bu evde arkadaşlarıyla toplantılar yaptı. Mustafa Kemal, 16 Mayıs 1919'da Samsun'a hareket edene kadar bu evde kaldı.

Zübeyde Hanım, Milli Mücadele yıllarında Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idama mahkum edilmesi haberiyle üzüntüsünden kısmi felç geçirdi.

Milli Mücadele döneminde İstanbul'da kalan annesi Zübeyde Hanım ile mektuplaşan Mustafa Kemal, 3 yıllık ayrılığın ardından Kurtuluş Savaşı'nın sonlarına doğru annesini Ankara'ya getirmeye karar verdi.

Mustafa Kemal, TBMM Başkanı ve Başkomutan iken Adapazarı'nda bir araya geldiği annesi Zübeyde Hanım ile Çankaya Köşkü'ne döndü.

- Son nefesini İzmir'de verdi

Sağlık sorunlarının artması üzerine İzmir'in havasının iyi geleceği düşünülerek 18 Aralık 1922'de bu kente getirilen Zübeyde Hanım, Latife Hanım Köşkü'nde kaldı. Zübeyde Hanım, burada 28 gün yaşadıktan sonra 14 Ocak 1923'te 66 yaşında yaşamını yitirdi. Zübeyde Hanım'ın cenazesi, Karşıyaka'daki Ferik Osman Paşa Camisi avlusuna defnedildi.

Zübeyde Hanım için bir anıt mezar yaptırmak amacıyla 1938 yılında dönemin İzmir Belediye Başkanı Behçet Uz proje hazırlattı. Projeyi çok süslü ve masraflı bulan Atatürk, mezarın başına sadece ağır bir taş parçası konmasını ve üstüne "Atatürk'ün anası Zübeyde burada gömülüdür. Ölümü: 1923" yazdırılmasını, Zübeyde Hanım çocukları çok sevdiği için de etrafının bir çocuk parkıyla süslenmesini istedi.

İzmir Belediyesince 1940 yılında son şekli verilen anıt mezarında Zübeyde Hanım, her 14 Ocak'ta hem resmi kurum temsilcileri hem de her yaştan vatandaşlar tarafından anılıyor. Anıt mezarda yarın da anma programı gerçekleştirilecek.

- "Her Türk annesi gibi oğlunu çok seviyor"

Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kemal Arı, AA muhabirine, Zübeyde Hanım'ın hayatının büyük ölçüde oğluna duyduğu hasretle geçtiğini söyledi.

Zübeyde Hanım'ın oğlundan küçük yaşlardan itibaren ayrı kaldığını belirten Arı, anne-oğul arasındaki özlemin yıllar boyunca artarak devam ettiğini ifade etti.

Arı, Türk aile yapısında erkek çocuğun özel yeri olduğunu vurgulayarak, "Zübeyde Hanım, her Türk annesi gibi oğlunu çok seviyor ve oğlu da annesini sürekli özlüyor. Hep bir özlem var, bu özlem daha sonraki yıllarda da artarak devam ediyor." dedi.

Makbule Hanım'dan aktarılan bir hatırayı paylaşan Arı, Mustafa Kemal'in babasının vefatını öğrendiği anın, anne-oğul arasındaki en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu anlattı.

Mustafa Kemal'in babası vefat ettiğinde ilkokulda olduğunu dile getiren Arı, şunları kaydetti:

"Babasının ölümünden habersiz eve geliyor. Evde bir kalabalık olduğunu fark ediyor. Cenaze var ve dayısının Langaza'dan geldiğini anlıyor. 'Dayı sen niye geldin?' diye soruyor. Babasının ölümünü bilmiyor, ölmüş olabileceğini tahmin ediyor. 'Yoksa babam öldü mü?' diyor. Üst kattan annesinin kendisine geldiğini görünce koşarak kendisini annesinin kucağına atıyor. Anne ağlıyor, çocuk ağlıyor. Annesine şu sözü söylediği biliniyor, 'Anne sen hiç merak etme, sana ben bakacağım.'"

Zübeyde Hanım'ın vefat ettiği sırada Mustafa Kemal Atatürk'ün Eskişehir-İzmit görüşmeleri için yurt seyahatinde olduğunu, acı haberin kendisine güçlükle ulaştırıldığını ifade eden Arı, Mustafa Kemal'in annesinin sağlık durumuna ilişkin bilgileri İzmir'de kendisine refakat eden yaveri Salih Bozok'tan aldığını söyledi.

Zübeyde Hanım'ın vefatına ilişkin Ali Çavuş'un bir hatırasını paylaşan Arı, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ali Çavuş'a, Zübeyde Hanım'ın vefat ettiği bilgisi ulaşmış ama bunu Mustafa Kemal'e söyleyemiyor. Mustafa Kemal, Ali Çavuş'a, 'Bu gece bir rüya gördüm. Büyükçe bir tarladaydık, tarlada buğdaylar vardı. Buğday başakları rüzgarla eğilip kalkıyordu. Ben annemin elinden tutuyordum. Bu başak tarlasından biz yürüyerek giderken birden bir fırtına çıktı. Adeta yer göğe karıştı. Her şey sağa sola savruldu ve bir de baktım, ben annemin elinden kurtulmuşum, ayrı bir yere düşmüşüm. Yoksa annem vefat mı etti?' der. Hakikaten annesi vefat etmiş. Ali Çavuş bunu öğrenmiş ama Mustafa Kemal'e o an için hemen söyleyememiş. Bu rüyasını anlattıktan sonra annesinin ölüm haberi kendisine ulaştırılır."

Türkiye Cumhuriyeti'nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, vefatının 103. yılında, 14 Ocak 1923'te İzmir'de ebediyete intikal edişinin ardından saygı, sevgi ve minnetle yad edildi. Karaman'dan Rumeli'ye uzanan köklü bir aileden gelen Zübeyde Hanım'ın hayatı, dönemin zorlu koşullarında birçok evladını kaybetmenin acısını yaşarken dahi Mustafa Kemal'in eğitimine olan sarsılmaz inancıyla şekillendi. Oğlunun Selanik Askeri Rüştiyesi'ne kaydını sağlaması, geleceğin Büyük Önder'inin ilk adımlarını atmasında kritik bir dönüm noktası oldu. Milli Mücadele yıllarında Mustafa Kemal'den ayrı kalmanın ve mücadelenin getirdiği zorlukların derin üzüntüsünü yaşayan Zübeyde Hanım, kısmi felç geçirse de oğlunun bağımsızlık davasına olan inancını asla yitirmedi. Hayatının son dönemlerini oğluyla birlikte Ankara'da geçiren ve sağlık sorunlarının artması üzerine İzmir'e getirilen Zübeyde Hanım, Latife Hanım Köşkü'nde son nefesini verdi. Atatürk'ün kendi arzusu üzerine sade bir anıt mezara sahip olan Zübeyde Hanım, her yıl 14 Ocak'ta Karşıyaka'daki mezarı başında düzenlenen törenlerle anılarak, güçlü kişiliği, fedakarlığı ve annelik ruhuyla Türk milletinin hafızasındaki özel yerini koruyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kemal Arı'nın da belirttiği gibi, Zübeyde Hanım'ın hayatı, evlat hasreti ve derin anne-oğul sevgisiyle örülü, ilham verici bir destan olmaya devam etmektedir.